Tüm Notlara Dön
Hayat & Perspektif

Matematiğe Her Zaman Güvenmeli miyiz?

Bazen olaylar tamamen kontrolünüz dışında gelişir ve sonucun sıfatını belirleyen de bu bağımsız düzenin ta kendisidir.

Gerçek hayatta 2+2 her zaman 4 etmiyor. İçinde bulunduğumuz eğitim sisteminin ve toplumsal yapının etkisiyle belirli bir yaşa kadar çabanın ve sonucun bu kusursuz denkleme oturduğuna inanarak büyüyoruz. Ancak zaman geçip farklı durumlarla yüzleştikçe, teorik doğruların gerçek hayatın karmaşasında sekteye uğradığını görmek dünyaya dair temel yargılarımızı ve köklerimizi derinden sarsıyor. Ne kadar çok çalışırsak çalışalım ne kadar hak ettiğimize inanırsak inanalım, bazen o beklediğimiz kesin sonucu alamıyoruz.

Fakat "sonuç" olarak nitelendirdiğimiz bu kavramların kendisi de doğanın değişmez bir kanunu değil, tamamen insan eliyle kurulmuş düzenekler. Başarı ya da başarısızlık dediğimiz durumların aslında dış dünyanın, sistemlerin ve başkalarının kişisel yargılarıyla şekillendiğini fark etmek gerekiyor. Bu aydınlanma, bizi matematiğin ya da kendi çabamızın "hatalı" olduğu yanılgısından kurtarıp, problemin hayatın değişken parametrelerinde olduğunu kabullenmeye itiyor.

Kendi penceremden insanlığa ve topluma baktığımda, bu dışsal yargıların mutlak olmadığını benimsemeye çalışmanın insanın kendi lehine atabileceği en büyük adım olduğunu görüyorum. Bir şeyler beklediğimiz gibi gitmediğinde sürekli kendinde suç bulmak ve kendini tüketmek kişinin kendi potansiyeline yaptığı en büyük haksızlık.

Bu acımasız özeleştiri, doğası gereği toplumsal bağlarla beslenen ve ancak bir bütünün içinde var olduğunda mutlu olabilen insanı yavaş yavaş yalnızlaştırıyor ve toplumdan uzaklaştırıyor. Bazen olaylar tamamen sizin kontrol alanınızın ve çabanızın dışında gelişir. Ortaya çıkan o sonucun sıfatını belirleyen şey sizin eksikliğiniz değil, bu kontrol edilemez, bağımsız düzenin ta kendisidir.